Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Konyaaltı ilçesi Çakırlar Mahallesi sınırları içerisinde Çandır Çayı yatağında Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yapılması planlanan toplu konut projesine ilişkin önemli bir hukuki gelişmeyi kamuoyuna duyurdu. Odanın, projeye verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararına karşı açtığı davada Antalya 2. İdare Mahkemesi yürütmenin durdurulmasına karar verdi.
Mahkeme kararında, proje alanının çevresel, jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri ile mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde verilen kararın hukuka uygun olmadığı kanaatine varıldığı belirtildi. Böylece bilimsel veriler, şehircilik ilkeleri ve kamu yararı açısından projenin yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
TOKİ tarafından planlanan proje; 6 etap halinde toplam 4 bin 574 konutun yanı sıra 2 okul ve 1 camiyi kapsıyor. Ancak yalnızca bir etaba ilişkin ÇED Proje Tanıtım Dosyası hazırlanarak “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilmesi, projenin bütüncül çevresel etkilerinin değerlendirilmediği eleştirilerine neden oldu.

Mimarlar Odası Antalya Şubesi, itirazlarının temelinde proje alanının taşıdığı risklere dikkat çekti. Açıklamada, söz konusu alanın Boğaçayı’nın en büyük kollarından biri olan Çandır Çayı yatağında, geçmişte kum-çakıl ocağı olarak kullanılan dere yatağı üzerinde bulunduğu belirtildi. AFAD tarafından hazırlanan Antalya İl Afet Raporu’nda da bölgenin taşkın riski altındaki alanlar arasında yer aldığı hatırlatılarak, yoğun konut yerleşiminin can ve mal güvenliği açısından ciddi tehlike oluşturabileceği ifade edildi.
Devlet Su İşleri’nin incelemelerinde ise proje sahasının Konyaaltı ilçesinin içme ve kullanma suyunu karşılayan kuyuların beslenme alanı içinde kaldığı, yer altı suyu akım yönüne göre memba kısmında bulunduğunun tespit edildiği kaydedildi. Karstik ve kırılgan hidrojeolojik yapıya sahip bölgede yoğun yapılaşmanın ve atık su yükünün su kaynaklarında kirlilik riski yaratabileceği vurgulandı.
Ayrıca proje alanının 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda tarım alanı olarak tanımlandığı belirtilirken, bölgenin su, orman ve tarım ekosistemlerinin bütünlüğünü barındıran bir “eko-coğrafya” niteliği taşıdığı ifade edildi. Boğaçayı havzasında geçmişte yaşanan aşırı kentleşme ve kum ocakları nedeniyle doğal yapının zaten zarar gördüğü, bu nedenle alanın korunması gerektiği görüşü dile getirildi.
SOSYAL KONUTA KARŞI DEĞİLİZ
Mimarlar Odası, çevresel etkiler bütüncül biçimde değerlendirilmeden verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının 2872 sayılı Çevre Kanunu ile uluslararası çevre hukukunda yer alan ihtiyatlılık ilkesine aykırı olduğunu savundu. Mahkemenin yürütmeyi durdurma kararının da bu teknik ve hukuki eksiklikleri ortaya koyduğu belirtildi.
Oda yetkilileri, sosyal konut ihtiyacının farkında olduklarını ve bu ihtiyacın karşılanmasını desteklediklerini vurgularken, konut üretiminin tarım alanlarını yok etmeyen, su kaynaklarını riske atmayan ve taşkın tehlikesi oluşturmayan alternatif alanlarda yapılması gerektiğini kaydetti.
Açıklamada son olarak, kent planlamasının yalnızca yapı üretmekten ibaret olmadığı, güvenli ve sürdürülebilir yaşam alanları oluşturmanın esas olduğu ifade edilerek, Antalya’nın doğası, su kaynakları ve tarım alanlarını korumaya yönelik hukuki sürecin takipçisi olunacağı bildirildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: