Antalya’da faaliyet gösteren 28 sivil toplum kuruluşu, 2026 yılı Kasım ayında kentte düzenlenmesi planlanan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31) sürecine ilişkin ortak bildiriyi kamuoyuyla paylaştı. ANSİAD ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda bir araya gelen sivil toplum temsilcileri, COP31’in yalnızca küresel bir organizasyon değil, Antalya’nın geleceğini şekillendirecek stratejik bir dönüşüm fırsatı olduğuna dikkat çekti.
Toplantıda hazır bulunan Sivil Toplum Kuruluşları ise şöyle oldu:
Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği, Akdeniz Serbest Mimarlar Derneği, Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi, Antalya Teknokent, Antalya Organize Sanayi Bölgesi Teknopark, Antalya Belek Üniversitesi, Antalya Genç İş İnsanları Derneği, Akdeniz Girişimci İş Kadınları Derneği, Antalya İş İnsanları Derneği, Antalya İş Kadınları Derneği, Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği, Batı Akdeniz Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu, Göller Bölgesi Teknokent, Kemer Turizmci ve İş İnsanları Derneği, Konyaaltı Sanayici ve İş İnsanları Derneği, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Teknoloji Transfer Ofisi, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Antalya Şubesi, Organize Sanayi İş İnsanları Derneği, Çevre Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, Makina Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi, Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği toplantıda hazır bulunarak katkıda bulundu. Toplantının açılış konuşmasını Ercan Özbek yaparken, ortak bildiriyi Cem Arüv kamuoyuna okudu.
Türkiye’nin ev sahipliği vurgusu
Ercan Özbek açılış konuşmasına, COP31’in Türkiye ve Antalya için önemine dikkat çekerek başladı: “Öncelikle, COP31’in ülkemizde ve Antalya’da düzenlenmesine katkı sağlayan, bu sürecin hayata geçirilmesinde emeği geçen tüm kişi ve kurumlara teşekkür etmek isterim. Böylesine önemli bir organizasyona Türkiye’nin ev sahipliği yapacak olmasından memnuniyet duyduğumuzu özellikle ifade etmek isterim” dedi.

“Bu süreç ortak sorumluluk”
Özbek, bu organizasyonun Antalya için ortak hareket etme gerekliliğini beraberinde getirdiğini vurgulayarak şöyle devam etti: “Bu önemli ev sahipliğinin, Antalya için ortak bir sorumluluk ve birlikte hareket etme gerekliliğini de beraberinde getirdiğine inanıyoruz. Bu anlayışla, Antalya adına ortak bir iradenin oluştuğunu kamuoyu ile paylaşmak üzere bir aradayız. Birazdan sizlerle paylaşacağımız basın bildirisi,
tek bir kurumun değil, bu şehirde sorumluluk hisseden birçok yapının ortak yaklaşımını yansıtmaktadır.” ifadelerine yer verdi.
Hazırlık ve koordinasyon çağrısı
Özbek, konuşmasında organizasyon sürecine dair ilk kritik başlığın hazırlık ve koordinasyon olduğunu belirtti “2026 yılında Antalya önemli bir ev sahipliği üstlenecek. COP31, kentimiz için son derece kıymetli bir organizasyondur.
Biz bu sürecin, şehrimize uzun vadeli katkılar sağlayacak şekilde değerlendirilmesini önemsiyoruz. Bu çerçevede öne çıkan başlıklardan ilki hazırlık ve koordinasyondur. Böylesi büyük bir organizasyonun en iyi şekilde yönetilebilmesi için ulaşım, konaklama, güvenlik ve çevresel yönetim başlıklarında erken ve bütüncül bir planlama büyük önem taşımaktadır” dedi.
Antalya’nın kırılganlıklarına dikkat çekti
Özbek, Antalya’nın iklimle bağlantılı hassasiyetlerine de değinerek bilim temelli yaklaşımın önemine dikkat çekti “Antalya’nın iklimle bağlantılı bazı kırılganlıkları bulunmaktadır. Su kaynakları, tarım, kıyı alanları ve kentleşme başlıklarında
dikkatli ve bilim temelli bir yaklaşım gerekmektedir. Bu sürecin en kıymetli tarafı,
bu başlıkları birlikte ele alma imkânı sunmasıdır.” dedi.

Gelecek perspektifi ve yol haritası
Konuşmasında uzun vadeli planlamaya vurgu yapan Özbek, COP31’in bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti: “COP31’i yalnızca kısa vadeli bir hazırlık süreci olarak değil, daha uzun vadeli hedeflerin konuşulmasına vesile olacak bir fırsat olarak görüyoruz.Bu doğrultuda; ölçülebilir hedeflerin belirlendiği,
sürekliliği olan bir yol haritasının oluşturulması önem taşımaktadır.” cümlelerine yer verdi.
Çalışma grupları oluşturuldu
Özbek, sürecin teknik altyapı ile desteklendiğini ve çalışma gruplarının oluşturulduğunu açıkladı: “Bu süreçte sivil toplumun katkısı son derece kıymetlidir. COP31 Sivil toplum platformu olarak; bu sürece bilgi ve deneyimimizle katkı sunmaya, sürecin aktif bir paydaşı olmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz. Bu hazırlık sürecini somut çıktılar üretecek teknik bir altyapıyla destekliyoruz. Bu kapsamda tüm paydaşlarımızın katılımıyla oluşturduğumuz çalışma gruplarımız;
Antalya’nın İklim Riskleri ve Afetler, Su Güvenliği ve Kuraklık Yönetimi, Turizm, Enerji, Dijital ve Yeşil Dönüşüm, Kentleşme, Doğa Koruma ve Afet Direnci, İklim Değişikliğinin Antalya’da Faaliyet Gösteren Sektörlere Etkileri başlıkları altında kapsamlı raporlar hazırlayacaklardır. COP31 başlangıcına kadar tamamlanacak olan bu raporlar, şehrimizin gelecek stratejisini oluşturacaktır.” dedi.
“Katılımcı süreç en büyük güç”
Özbek, konuşmasının sonunda katılımcı yönetim anlayışının önemine vurgu yaptı: “Aynı zamanda, bu sürecin katılımcı ve kapsayıcı bir yaklaşımla yürütülmesinin en önemli güçlerden biri olacağına inanıyoruz.COP31 Sivil toplum platformu olarak;
bu sürece bilgi ve deneyimimizle katkı sunmaya, sürecin aktif bir paydaşı olmaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz” sözleri ile konuşmasını bitirdi.
COP31: Antalya için bir dönüm noktası
Cem Arüv, “Antalya’da faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları olarak; 2026 yılında kentimizde düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’nı (COP31), küresel bir toplantının ötesinde, Antalya’nın ve ülkemizin geleceğini şekillendirecek tarihi bir fırsat olarak kabul ediyoruz…” sözleriyle başlayan ortak bildiriyi kamuoyuna okudu.
Sivil toplum kuruluşları tarafından yapılan açıklamada, COP31’in Antalya’yı küresel ölçekte iklim diplomasisinin merkezlerinden biri haline getireceği vurgulandı. Ancak bu organizasyonun sadece birkaç haftalık bir etkinlik olarak görülmemesi gerektiği ifade edilerek; sürecin kentin iklim direncini artırma, yeşil dönüşümü hızlandırma, altyapı ve şehircilik kalitesini yükseltme ve sürdürülebilir turizm modeline geçiş açısından eşsiz bir fırsat sunduğu belirtildi.

Sivil toplum sürecin merkezinde olmalı
Ortak bildiride, iklim değişikliğinin tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğu belirtilerek, sivil toplumun COP31 hazırlık sürecine aktif ve kurumsal olarak dahil edilmesi gerektiği ifade edildi
Bu kapsamda; Antalya ve Batı Akdeniz’deki STK’ların hazırlık süreçlerinde aktif rol alması, COP31 sırasında düzenlenecek yan etkinliklerde yerel temsilin sağlanması, Yerel bilgi ve deneyimin uluslararası platformlara taşınması gerektiği vurgulandı.
Antalya’nın organizasyon kapasitesi güçlendirilmeli
Bildiride, COP31’in başarıyla gerçekleştirilebilmesi için kentte kapsamlı bir hazırlık sürecinin şart olduğu belirtilerek şu başlıklarda acil adımlar çağrısı yapıldı:
Ulaşım ve trafik
Expo alanı ile şehir merkezi arasında yüksek kapasiteli ulaşım, Akıllı trafik sistemleri, Toplu taşımanın güçlendirilmesi
Konaklama ve lojistik
Uluslararası delegasyonlar için planlı konaklama , Güvenli ve hızlı transfer sistemleri
Güvenlik ve afet hazırlığı
Kalabalık yönetimi planları, Sağlık ve acil müdahale altyapısı, Aşırı hava olaylarına karşı hazırlık.
Çevresel yönetim
Sıfır atık uygulamaları, Enerji verimliliği, Karbon ayak izinin azaltılması
COP31’in aynı zamanda düşük karbonlu ve çevre dostu bir organizasyon olarak planlanması gerektiği ifade edildi.
Antalya’nın iklim risklerine dikkat çekildi
Sivil toplum temsilcileri, Batı Akdeniz Bölgesi’nin ciddi iklim riskleriyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Bildiride öne çıkan riskler şöyle sıralandı:
Su kaynaklarında azalma ve kuraklık, Aşırı hava olayları, Kıyı erozyonu ve deniz seviyesi yükselmesi, Tarım ve gıda güvenliği riskleri, Turizm sektöründe kırılganlık, Orman yangınlarında artış,Plansız kentleşme Bu risklere karşı bilim temelli ve uzun vadeli bir iklim uyum planının zorunlu olduğu vurgulandı.
Antalya için öncelikli dönüşüm alanları
Bildiride, COP31 sürecinin Antalya için somut adımların atılacağı bir milat olması gerektiği ifade edilerek şu başlıklar öne çıkarıldı:
Su yönetimi
Kayıp-kaçakların azaltılması, Gri su ve yağmur suyu kullanımı, Tarımda su. verimliliği
Enerji ve karbon azaltımı
Binalarda enerji verimliliği, Yenilenebilir enerji yatırımları, Yerel karbon hedefleri.
Sürdürülebilir turizm
Düşük karbonlu turizm, Yeşil sertifikasyon, Kaynak verimliliği.
Ekosistem ve tarım
Tarım alanlarının korunması, Kıyı ve sulak alan yönetimi Yeşil alanların artırılması.
Dirençli kentleşme
İklim duyarlı imar planları,Isı adası etkisinin azaltılması, Afet dirençli altyapı
“COP31 Antalya için vizyon projesine dönüşmeli”
Bildiride, Antalya için uzun vadeli bir “Net Sıfır Yol Haritası” hazırlanması gerektiği vurgulanarak, COP31 sonrasında da devam edecek izleme ve uygulama mekanizmalarının kurulması çağrısı yapıldı. Ayrıca çok paydaşlı bir iklim platformunun oluşturulması gerektiği ifade edildi.

Ortak çağrı: “Bu fırsat kaçırılmamalı”
Sivil toplum kuruluşları, COP31’in Antalya ve Batı Akdeniz için büyük bir fırsat olduğunu belirterek şu talepleri dile getirdi:
Sivil toplumun sürece kurumsal olarak dahil edilmesi,Gerekli yatırımların hızla hayata geçirilmesi, Bilim temelli ve şeffaf yönetim anlayışı, Sürdürülebilir ve dirençli bir kent vizyonu.
“Bu bir vitrin değil, dönüm noktası”
Bildirinin sonuç bölümünde ise iklim değişikliğinin artık bir çevre sorunu değil, kalkınma ve güvenlik meselesi haline geldiği vurgulandı. Turizm ve tarımın merkezi olan Antalya için bu sürecin hayati önemde olduğu belirtilirken, COP31’in bir vitrin değil gerçek bir dönüşüm fırsatı olması gerektiği ifade edildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: