Daha yaşanabilir bir Antalya hedefiyle çalışmalarını sürdüren Antalya Dayanışma Grubu, ilk resmi toplantısını gerçekleştirerek hazırladığı kapsamlı raporu kamuoyuna açıkladı. Otel Su’da düzenlenen basın toplantısında, kentin geleceğini yakından ilgilendiren “Antalya Sürdürülebilirlik Raporu” detaylarıyla paylaşıldı.
Raporun sunumunu önceki dönem Makina Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Prof. Dr. İbrahim Atmaca yaptı. Disiplinler arası bir teknik kurul tarafından hazırlanan rapora; İnşaat Mühendisi Akın Akıncı, Çevre Mühendisi Cem Arüv, Makina Mühendisi Prof. Dr. İbrahim Atmaca, İnşaat Mühendisi Mustafa Balcı, Ekonomist Osman Sert, Harita Mühendisi Ertuğrul Yılmazhan ve Harita Mühendisi Okan Hançer katkı sundu.
Grubun siyasi ve ticari bağımsızlığa sahip bir sivil inisiyatif olduğu vurgulanırken, çalışmanın bilimsel veriler, saha gözlemleri ve mesleki deneyimler ışığında hazırlandığı ifade edildi.
Bilim temelli ve bütüncül yaklaşım
24 Aralık 2025 tarihinde gerçekleştirilen grup toplantısında sunulan rapor; Antalya’nın hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme, turizm baskısı, iklim değişikliği kaynaklı afetler ve çevresel riskler karşısında orta ve uzun vadeli bir yol haritası ortaya koyuyor.
Raporda temel hedef; Antalya’nın planlı, dirençli, estetik, şeffaf ve yaşanabilir bir kent olarak yeniden yapılandırılması olarak ifade edildi. Belge yalnızca sorunları sıralamakla kalmıyor, uygulanabilir çözüm önerileri de sunuyor.

Parsel bazlı değil, mahalle ölçeğinde dönüşüm
Raporda Antalya’nın yıllardır parçalı imar kararlarıyla büyüdüğü, bunun altyapı kapasitesini zorladığı ve mekansal bütünlüğü bozduğu belirtildi. Bu nedenle bütüncül mekansal planlama anlayışı önerildi.
Öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı: Ulaşım, konut, çevre, turizm ve afet yönetimi kararlarının tek plan çerçevesinde ele alınması, 2025–2100 dönemini kapsayacak yeni Çevre Düzeni Planı çalışmalarının başlatılması, Kentsel dönüşümün parsel bazlı değil mahalle ve bölge ölçeğinde yapılması, Yerinde dönüşüm ve toplumsal mutabakatın esas alınması, Bu yaklaşımın kentsel dönüşümü yalnızca yapı yenileme süreci olmaktan çıkarıp sosyal ve ekonomik boyutlarıyla ele alan bir modele dönüştüreceği ifade edildi.

Kent estetiği ve kamusal alan kalitesi
Raporda çarpık yapılaşma, tabela kirliliği ve yeşil alan eksikliği Antalya’nın kimliğini zedeleyen unsurlar olarak tanımlandı. Öneriler arasında; yeni ruhsatlarda estetik kriterler getirilmesi, doğal ve tarihi dokuya uyumlu mimari anlayışın teşvik edilmesi, kent merkezinde kültür-sanat yapılarının artırılması ve kamusal alanların yeşil koridorlarla güçlendirilmesi yer aldı. Estetiğin yalnızca görsel değil, kent aidiyetini güçlendiren sosyal bir unsur olduğu vurgulandı.
Afetlere dirençli Antalya vurgusu
Raporda 1975–2025 döneminde 161 taşkın olayı ve 5 bini aşkın orman yangını yaşandığına dikkat çekilerek, Antalya’nın iklim değişikliğine bağlı risklere açık olduğu belirtildi.
Önerilen adımlar şu şekilde sıralandı:
Afet Riski Envanteri ve İzleme Sistemi kurulması, İklim dirençli altyapı yatırımları, Veri temelli dönüşüm planları, Toplum temelli afet eğitimleri ve erken uyarı sistemleri. Afet yönetiminin yalnızca yapısal değil, koordinasyon ve toplumsal farkındalık boyutuyla ele alınması gerektiği ifade edildi.

İmar süreçlerinde şeffaflık çağrısı
Arazi yönetimi ve plan değişikliklerinde şeffaflık eksikliğinin güven kaybına yol açtığı belirtilen raporda, şu önerilere yer verildi: İmar Planı Değişikliği Bilgi Sistemi kurulması, Tüm plan değişikliklerinin dijital ortamda kamuya açılması, Arazi Kullanımı Koordinasyon Kurulu oluşturulması, Turizm tahsislerinde şeffaflık sağlanması, Yönetişimde hesap verebilirliğin güçlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
640 Kilometrelik kıyı şeridi için stratejik planlama
Antalya’nın 640 kilometrelik kıyı şeridinin hem ekonomik hem ekolojik değer taşıdığı belirtilerek, kontrolsüz yapılaşma ve kıyı işgallerine dikkat çekildi.
Raporda; Kıyılarda kamusal erişimin korunması, Falez ekosistemlerinin güçlendirilmesi, Marina ve cruise yatırımlarının çevresel taşıma kapasitesine göre planlanması, Demre, Side, Kaleiçi ve Alanya’da eko-marina konsepti geliştirilmesi, Deniz ulaşımında çevre standartlarının yükseltilmesi önerildi.
Raylı sistem, metro ve hızlı tren önerisi
Artan araç sayısı ve turizm yoğunluğu nedeniyle ulaşım altyapısının zorlandığı ifade edilen raporda; Güncel Ulaşım Master Planı hazırlanması, Raylı sistemlerin Belek–Manavgat yönüne uzatılması, Antalya–Alanya hızlı tren hattı, Metro yatırımları, Dijital ulaşım veri platformu önerileri yer aldı. Amaç, özel araç bağımlılığını azaltmak ve karbon emisyonlarını düşürmek.

Yeşil ekonomi ve sosyal politika boyutu
Rapor sürdürülebilirliği yalnızca çevresel değil sosyal bir mesele olarak ele aldı. Su kaynaklarının korunması, tarım alanlarının verimli kullanımı, geri dönüşüm altyapısının geliştirilmesi ve yenilenebilir enerji yatırımları öncelikli başlıklar arasında yer aldı.
Ayrıca gençlerin istihdam olanaklarının artırılması, yaşlı ve engelli bireyler için erişilebilir kent uygulamaları, barınma ve kira sorununa yönelik sosyal çözümler ve kültürel mirasın korunması gerektiği vurgulandı.
“Antalya’nın geleceği tesadüflere bırakılamaz”
Antalya Sürdürülebilirlik Raporu’nun; kentin mevcut büyüme dinamiklerini çevresel taşıma kapasitesi, afet riski, mekânsal bütünlük ve sosyal yapı ekseninde birlikte ele alan stratejik bir vizyon belgesi olduğu ifade edildi.
Raporda büyümeyi sınırlayan değil, yönetilebilir ve dirençli hale getiren bir kalkınma modeli savunulurken; planlama, bilim, katılım ve ortak akıl temelinde bir Antalya hedeflendiği belirtildi.
Yorumlar
Kalan Karakter: