Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve ardından tutuklanmasıyla başlayan sürecin tetiklediği sokak eylemlerinin yıl dönümünde, Antalya Barosu dikkat çeken bir basın toplantısı düzenledi. Baro hizmet binasında gerçekleştirilen toplantıda, Antalya Barosu İnsan Hakları Merkezi ile Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu tarafından hazırlanan kapsamlı rapor kamuoyuyla paylaşıldı. Yaklaşık 100 sayfadan oluşan raporda, eylemler süresince yaşanan gözaltılar, kolluk müdahaleleri ve iddia edilen hukuka aykırılıklar ayrıntılı biçimde ele alındı.
Toplantıda yapılan sunumlarda, yalnızca yaşanan olayların aktarılmadığı, aynı zamanda sürecin hukuki, toplumsal ve tarihsel boyutlarıyla analiz edildiği vurgulandı. Raporda yer alan bulguların, hem kent ölçeğinde hem de Türkiye genelinde yaşanan gelişmelere ışık tutacak nitelikte olduğu ifade edildi.

Bozaner: “Bu rapor hem kentin hem ülkenin hafızasıdır”
Antalya Barosu Başkanı Av. Ali Çağdaş Bozaner, yaptığı konuşmada 19 Mart sürecinin yalnızca belirli bir döneme ait bir olay olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Bozaner, sürecin Türkiye açısından önemli bir kırılma noktası olduğunu ifade ederek, bu dönemde yaşananların kayıt altına alınmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. Bozaner, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaliyle başlayan ve gözaltı ile tutuklama süreciyle devam eden gelişmelerin ardından Türkiye’nin birçok kentinde vatandaşların anayasal haklarını kullanmak amacıyla bir araya geldiğini hatırlattı. Bu eylemlerin barışçıl, sivil ve saldırısız nitelikte olduğunu vurgulayan Bozaner, buna rağmen sahada zaman zaman orantısız kolluk müdahaleleriyle karşılaşıldığını söyledi.
Antalya Barosu’nun bu süreçte aktif rol aldığını belirten Bozaner, gönüllü avukatların gece gündüz adliyelerde, emniyet birimlerinde ve karakollarda görev yaptığını, vatandaşların hak kaybına uğramaması için yoğun çaba gösterildiğini ifade etti.
Hazırlanan raporun yalnızca bir tespit çalışması olmadığını dile getiren Bozaner, aynı zamanda bir farkındalık oluşturma amacı taşıdığını vurguladı. “Bu kentin bir barosu var” söyleminin sahada karşılık bulduğunu belirten Bozaner, raporun hem kent belleği hem de ülke hafızası açısından önemli bir belge olduğunu ifade etti.
Bozaner ayrıca, kolluk müdahalelerine gerekçe olarak öne sürülen “bildirimsiz eylem” ve “güzergâh dışına çıkma” iddialarının hukuki açıdan tartışmalı olduğunu belirterek, yapılan incelemelerde eylemlerin barışçıl niteliğinin dışına çıkmadığının açıkça ortaya konduğunu söyledi. Vatandaşların Cumhuriyet Meydanı gibi simgesel alanlarda toplanma hakkına sahip olduğunu vurguladı.

Sağkan: “İfade özgürlüğü ciddi tehdit altında”
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan ise konuşmasında, Türkiye’de ifade özgürlüğü alanında yaşanan gerilemeye dikkat çekti. Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının anayasal bir hak olduğunu hatırlatan Sağkan, bu hakka yönelik müdahalelerin doğrudan ifade özgürlüğüne yönelik müdahaleler anlamına geldiğini söyledi. Sağkan, son dönemde yargı pratiğinin ifade özgürlüğünü korumaktan uzaklaştığını belirterek, bu durumun demokratik hukuk devleti açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu ifade etti.
Gazetecilere yönelik baskıların da arttığını dile getiren Sağkan, Ali Can Uludağ ve İsmail Arı örnekleri üzerinden basın özgürlüğüne yönelik tehditlere dikkat çekti. “Dezenformasyon yasası” olarak bilinen düzenlemenin, ifade özgürlüğünü sınırlayan bir araca dönüştüğünü söyledi.
Sağkan, Antalya Barosu’nun yalnızca olay anında değil, aradan geçen süreye rağmen bu süreci raporlamaya devam etmesinin son derece değerli olduğunu vurguladı.

Raporun en çarpıcı verileri: Yüzlerce gözaltı, onlarca dava
Toplumsal Olay ve Davaları İzleme Kurulu Başkanı Av. Berkay Aksu tarafından paylaşılan veriler, raporun en dikkat çekici bölümlerinden birini oluşturdu. Buna göre Antalya’da eylemler sürecinde 250’yi aşkın kişi gözaltına alındı. Bununla birlikte kayıtlara geçmeyen fiili gözaltıların da bulunduğu ifade edildi.
Bir yılın sonunda ise 170’ten fazla kişi hakkında kamu davası açıldığı bilgisi paylaşıldı. Bu veriler, sürecin yalnızca anlık müdahalelerle sınırlı kalmadığını, uzun vadeli hukuki sonuçlar doğurduğunu ortaya koydu.

Elvan: “Bu rapor uluslararası standartlara göre hazırlandı”
Antalya Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkanı Av. Hasan Kemal Elvan ise raporun hazırlanma sürecine ilişkin bilgi verdi. Çalışmanın uluslararası insan hakları standartlarına uygun şekilde yürütüldüğünü belirten Elvan, özellikle Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri temel alınarak hareket edildiğini ifade etti.
Elvan, raporun yalnızca ihlalleri tespit etmekle kalmadığını, aynı zamanda bu ihlallerin yapısal nedenlerini de ortaya koyduğunu söyledi. Elde edilen bulguların, kötü muamele ve işkence iddiaları da dahil olmak üzere ciddi insan hakları ihlallerine işaret ettiğini belirtti.
Antalya Barosu, hazırlanan raporun temel amacının yalnızca geçmişte yaşananları belgelemek olmadığını, aynı zamanda gelecekte benzer ihlallerin yaşanmaması için bir rehber oluşturmak olduğunu ifade etti.
Yorumlar
Kalan Karakter: