Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi geçmiş dönem başkanı Funda Yörük, Antalya’da artan yapılaşma baskısının yeşil alanları tehdit ettiğini belirterek, “Bu artık bir tercih değil, zorunluluk” dedi.
Antalya’da artan nüfus, turizm baskısı ve yapılaşma, kentteki yeşil alanların geleceğini tartışmalı hale getiriyor. TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi geçmiş dönem başkanı ve Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Funda Yörük, Antalya özelinde yaptığı değerlendirmede, kent merkezindeki yeşil alanların hem nicelik hem de nitelik açısından yetersiz olduğunu söyledi.
“Antalya sadece turizm kenti değil, ekolojik bir değer”
Antalya’nın sahip olduğu doğal zenginliklerle yalnızca Türkiye’nin değil dünyanın önemli kentlerinden biri olduğunu vurgulayan Yörük, son yıllarda artan yapılaşma baskısının bu dengeyi tehdit ettiğini ifade etti. “Orman alanları, narenciye bahçeleri, vakıf çiftliği alanları, parklar ve mesire alanları Antalya’nın ekolojik dengesinin temel unsurlarıdır. Bu alanlar sadece dinlenme alanı değil, kentin nefes almasını sağlayan yaşamsal altyapılardır” diyen Yörük, bu alanların korunmasının hayati önem taşıdığını söyledi.
Kişi başına düşen yeşil alan alarm veriyor
İmar planları üzerinden yapılan değerlendirmelere dikkat çeken Yörük, Antalya’da kişi başına düşen aktif yeşil alan miktarının ulusal ve uluslararası standartların gerisinde kaldığını belirtti. Dünya Sağlık Örgütü’nün minimum 9 metrekare, idealde ise 15 metrekare önerdiğini hatırlatan Yörük, Türkiye’de yasal asgari sınırın 10 metrekare olduğunu ifade etti. Ancak Antalya’da bu oranın yaklaşık 4 metrekare seviyesinde kaldığını söyleyen Yörük, “Bu tablo kent yaşam kalitesi açısından ciddi bir uyarıdır” dedi.

“Planlarda var, sahada yok”
Yeşil alan olarak görünen birçok alanın gerçekte nitelikli ve erişilebilir olmadığını belirten Yörük, bazı alanların uygulamaya geçirilmediğini, bazılarının ise farklı kullanımlara açılma riski taşıdığını ifade etti.
Narenciye bahçeleri ve tarım alanlarının da yapılaşma baskısı altında olduğunu vurgulayan Yörük, bu alanların giderek yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.
Kentin simge alanları da tehdit altında
Antalya kent merkezindeki Karaalioğlu Parkı, Cam Piramit çevresi, Konyaaltı Sahil Bandı, Lara falez hattı, Yavuz Özcan Parkı, Tophane Parkı ve Atatürk Parkı gibi alanların kentin kimliği açısından vazgeçilmez olduğunu belirten Yörük, bu alanların da çeşitli projeler ve yoğun kullanım baskısı nedeniyle risk altında olduğunu söyledi. “Bu alanların bütünlüğünü bozacak her müdahale, sadece fiziksel değil, kentin hafızasına da zarar verir” diyen Yörük, planlama kararlarında bu hassasiyetin gözetilmesi gerektiğini ifade etti.
“Vakıf çiftliği korunmalı, bu kamusal zorunluluktur”
Antalya Vakıf Çiftliği gibi büyük yeşil ve tarımsal alanların korunmasının ertelenemez bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Yörük, bu alanların yalnızca açık alan değil, aynı zamanda kentin üretim kültürünü ve ekolojik çeşitliliğini barındırdığını söyledi. Bu alanların yapılaşmaya açılmasının geri dönülmez sonuçlar doğuracağını belirten Yörük, planlama süreçlerinde kamu yararının temel ilke olması gerektiğini ifade etti.
Kentsel dönüşüm eleştirisi: “Sadece beton üretimi olmamalı”
Kentsel dönüşüm süreçlerinin mevcut haliyle yalnızca yapı üretimine odaklandığını belirten Yörük, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi. “Bu süreçler bütüncül planlama anlayışıyla ele alınmalı. Sosyal donatı alanları eksiksiz planlanmalı ve özellikle iklim kriziyle mücadele kapsamında yeşil alanlar artırılmalıdır” diyen Yörük, aksi halde telafisi mümkün olmayan çevresel sorunların ortaya çıkacağını ifade etti.
“Yeşil alanlar sadece planla değil, tasarımla yaşar”
Yeşil alanların yalnızca planlarda yer almasının yeterli olmadığını belirten Yörük, bu alanların kentsel tasarım projeleriyle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Erişilebilir, güvenli ve kullanılabilir alanlar oluşturulmadığı sürece yeşil alanların işlevsiz kalacağını vurgulayan Yörük, şehir plancılarının sürece aktif katılımının ve disiplinler arası çalışmaların önemine dikkat çekti.
COP31 süreci Antalya için fırsat
Antalya’nın ev sahipliği yapması planlanan COP31 sürecine de değinen Yörük, bunun kent için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. İklim değişikliğiyle mücadelede kentlerin rolünün arttığını belirten Yörük, “Antalya bu süreçte örnek bir kent olabilir. Bunun için yeşil alanlarını koruyan ve artıran bir planlama anlayışı benimsenmeli” dedi.
İklim duyarlı planlama, karbon yutak alanlarının korunması ve kentsel ısı adası etkisinin azaltılmasının öncelikli olması gerektiğini ifade eden Yörük, somut ve uygulanabilir adımların gecikmeden atılması gerektiğini vurguladı.
“Artık tercih değil zorunluluk”
Yörük, Antalya için atılması gereken adımları da sıralayarak, yeşil alanların yeniden değerlendirilmesi, kişi başına düşen alanın artırılması, mevcut alanların korunması, tarım arazilerinin yapılaşmaya açılmaması ve ekolojik koridorların oluşturulmasının zorunlu olduğunu söyledi. “Antalya’nın geleceği betonlaşma ile değil, doğasını koruyarak şekillenmelidir” diyen Yörük, bugün alınacak kararların gelecek kuşakların yaşam hakkını doğrudan etkileyeceğini ifade etti.
Yorumlar
Kalan Karakter: