Mezopotamya’da Ay Tanrısı Sin (Sümerlerde Nanna olarak da bilinir), gökyüzünün düzenini sağlayan kutsal varlıklardan biri kabul edilirdi. Ay tutulmaları ise sıradan bir gök olayı değil, tanrının saldırıya uğraması ya da güç kaybetmesi olarak yorumlanırdı.
İnanca göre hikâye kabaca şöyle anlatılır:
Ay Tanrısı Sin gece göğünde ilerlerken karanlık güçler, şeytani varlıklar ya da düşman tanrılar ona saldırırdı. Ayın kararması, Sin’in yenildiğinin veya esir alındığının işareti sayılırdı. Çünkü Mezopotamyalılar için gökyüzündeki düzen, yeryüzündeki düzenin aynasıydı. Eğer gökte bir tanrı zarar görüyorsa, yeryüzündeki kralın da tehlikede olduğuna inanılırdı.
Bu yüzden ay tutulmaları özellikle krallar için kötü alamet kabul edilirdi:
* savaş,
* kıtlık,
* salgın,
* isyan,
* hatta kralın ölümü beklentisi doğardı.
Bazı Babil ve Asur metinlerinde, tutulmanın etkisini savuşturmak için “vekil kral” uygulaması yapıldığı anlatılır. Gerçek kral kısa süreliğine tahttan çekilir, yerine geçici bir sahte kral oturtulurdu. Böylece kötü kaderin gerçek hükümdara değil, sembolik krala geleceği düşünülürdü. Süre dolunca vekil kral görevden alınır, bazen öldürülürdü. Ardından gerçek kral yeniden tahta çıkardı.
Tutulma sırasında rahipler dualar eder, ritüeller düzenler ve tanrıları yatıştırmaya çalışırdı. Çünkü onların gözünde mesele astronomi değil; kozmik düzenin bozulmasıydı.
Bu inanç, Mezopotamya’da gökyüzü ile devlet yönetiminin ne kadar iç içe görüldüğünü gösteren en çarpıcı örneklerden biridir.
Yorumlar
Kalan Karakter: