Yıllar önce, çocukluğumu ve gençliğimi yaşadığım bu şehirden mutlu bir şekilde ayrıldım. Ama onlar benden hiç ayrılmadı; benimle birlikte geldiler.
Ailem ve anılarım burada kaldı… İğde kokusuna karıştı, badem ağaçlarının serin gölgesine sindi. O zamanlar Ankara başka kokardı. Rüzgârı yüzümü okşarken sanki adımı fısıldardı.
Geride bıraktığım bu şehre, bahar kokulu oğlumu görmek için her gelişimde içimde tatlı bir coşku uyanıyor. Kalbimde kelebekler, uğur böcekleri ve akasya çiçekleri dans ederken, huzurla yola çıkıyorum.
Sokaklar değişmiş, yüzler çoğalmış, zaman her şeyi biraz eskitmiş… Ama bazı şeyler hâlâ olduğu gibi duruyor:
Bir ağacın altında bıraktığım çocukluk kahkahası,
ailemle yaşadığım anıların ince sızısı,
bir iğde çiçeği kokusunun yıllarca peşimden gelen izi…
Annemin uğur böcekleri, akasya ağaçları bu şehirde. Gelincikler, kır çiçekleri hâlâ o narin halleriyle duruyor. Çocukken onlara bakarken yüzümde beliren o saf sevinci hatırlıyorum; o an sanki dünya dururdu.
Şimdi bu eski sokaklarda yürürken, bazen bir dalın ucunda kanat çırpan bir uğur böceği görür gibi oluyorum. Annem geliyor aklıma. Gülümsemesi hâlâ içimde bir yerde titreşiyor. Akasyalar açarken, şarkısını şen kahkahalarıyla söylerdi.
Annemle babam şimdi bu şehirde uyuyor. Yanlarına her gidişimde ağır bir hüzün değil, tuhaf bir dinginlik doluyor kalbime. Yerini bulmuş şeylerin sessiz huzuru… Yanı başlarına diktiğim akasya ağacı mor çiçekler açmış oluyor. Akasya ağacına sırtımı veriyorum; kulaklarımda annemin sesi: “Akasyalar açarken…”
Onlara iyi bir evlat olmaya çalıştım. Bu düşünce, kalbimin en derin yerinde sıcak, yumuşacık bir yuva kuruyor.

Ankara’ya bahar yine gelmiş.
İğde kokusu usulca yayılıyor havaya…
Badem ağaçları utangaç utangaç çiçek açıyor.
Ve ben bu şehirde,
uğur böceğinin kanadındaki minicik bir benek kadar
hafif,
temiz
ve derin bir dinginlik hissediyorum.
Bu şehirden ayrılırken, kelebekler, uğur böcekleri ve akasya çiçeklerinin dans ettiği kalbimi de yanımda götürüyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: