Gazetecilik bazen tek bir haberi yazmak değildir. Bazen yıllara yayılmış resmi belgeleri yan yana koyar, devletin kendi evraklarıyla ortaya çıkan büyük resmi kamuoyunun önüne serersiniz.
Son haftalarda incelediğim belgelerde tam olarak böyle bir tablo var. 2018 yılında yüklenici firmaya çekilen ihtarlar, mülkiye müfettişi raporları, “Kamu zararı yoktur ancak kamu alacağı vardır” denilerek işaretlenen formlar, yıllar sonra verilen resmi cevaplar ve bütün bu dosyaların içinde tekrar tekrar karşımıza çıkan aynı isimler…
Bu nedenle artık tek bir okuldan, tek bir ihaleden ya da tek bir işlemden söz etmiyoruz. Devletin kendi belgeleriyle oluşmuş bir zincirden söz ediyoruz.
Dosyanın ilk halkası 2018 yılında Kepez Kütükçü Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi yapım işiyle başlıyor. Yüklenici firmaya art arda ihtarlar gönderiliyor. Yazışmalarda iş programının gerisinde kalındığı, şantiyede yeterli çalışma bulunmadığı ve sözleşmenin feshedilebileceği uyarıları yer alıyor.
Aradan iki yıl geçiyor. Bu kez mülkiye müfettişleri devreye giriyor. Hazırlanan raporlarda bazı işler yönünden kamu zararı oluşmadığı, ancak kamu adına tahsil edilmesi gereken bir alacak bulunduğu değerlendiriliyor. 25 Mayıs 2020 tarihli resmi formda da tek bir ifade öne çıkıyor: “Kamu zararı yoktur ancak kamu alacağı vardır.”
İşte dosyanın en kritik noktası burasıdır. Devlet kendi evrakıyla tahsil edilmesi gereken bir kamu alacağının varlığını kabul ediyor. O halde bugün sorulması gereken soru çok nettir: Bu kamu alacağı tahsil edildi mi? Edildiyse ne zaman edildi? Edilmediyse neden edilmedi? Kim takip etti, kim sonuçlandırdı?
Bu sorular yalnızca geçmişi ilgilendirmiyor. Çünkü aynı belgelerde adı geçen Vefa Aybar, daha sonra Antalya Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı’nın en kritik görevlerinden birine getiriliyor. Resmi yazışmalara göre YİKOB Başkanı Yalçın Sezgin’in görevden ayrılmasının ardından Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat, Vefa Aybar’ı önce vekâleten, ardından asaleten Yatırım İzleme Müdürü olarak görevlendiriyor.
Kimseyi peşinen suçlamıyorum. Ancak kamu adına sormak zorundayım: Mülkiye müfettişi raporlarında adı geçen süreçlerin içinde bulunan bir kamu görevlisinin, daha sonra Antalya’daki yatırım süreçlerinin başına getirilmesinin gerekçesi nedir? Bu tercih hangi liyakat değerlendirmesine dayanmaktadır?
Çünkü YİKOB sıradan bir idari birim değildir. Milyonlarca liralık kamu yatırımları, doğrudan teminler, hakedişler, geçici kabuller, kesin kabuller ve ihale süreçleri bu mekanizmanın içinde yürür. Böyle bir yapının başına yapılan görevlendirme, “kurum içi tasarruf” denilerek geçiştirilemez.

Dosyanın bir diğer hassas başlığı ise Kumluca’daki okul ve pansiyon binasıdır. Elimdeki bilgi, belge ve sahada çekilen görüntüler, bu alanda uzun süredir ciddi mühendislik tartışmaları yaşandığını gösteriyor. Sahada çekilen görüntüler, ilk perde duvarın ardından ikinci bir duvar daha yapıldığını göstermektedir. Bu süreçte yapının güvenliği konusunda teknik tartışmalar yaşandığı ve risklerin devam ettiği yönünde iddialar bulunmaktadır.
İddialara göre dönemin teknik sorumlularından Yüksek İnşaat Mühendisi Nur Pelin İnanlı, kesin kabul aşamasında eksikleri gerekçe göstererek imza atmıyor ve yapının güvenliği konusunda uyarılarda bulunuyor. Bu iddia tek başına bile ciddiyetle araştırılmalıdır.
Sorular açıktır: Kesin kabulü kim yaptı? Hangi teknik rapora dayanıldı? İlk perde duvar neden yeterli olmadı? İkinci duvar hangi mühendislik hesabıyla yeterli kabul edildi? Bugün o pansiyonda kalan çocukların can güvenliğiyle ilgili güncel bir teknik rapor var mı?
Burada tartışılan yalnızca betonarme bir yapı değildir. Çocukların yaşam hakkıdır.
Bir başka başlık da orman arazileriyle ilgili yürütülen soruşturmadır. Valilik, ilgili personeller hakkında idari soruşturma başlatıldığını duyurdu. Bu karar yerindedir. Ancak kapsamı hâlâ kamuoyu açısından net değildir.
Soruşturma yalnızca basına yansıyan beş personelle mi sınırlıdır? YİKOB personelleri adına çeşitli kurumlarda işlem takip ettiği öne sürülen Ü.T. kimdir? Milli Emlak, Orman Bölge Müdürlüğü ve diğer kurumlarda bu kişiler adına girişimlerde bulunulmuş mudur? YİKOB personellerinin 2/B taleplerini takip ettiği iddiaları araştırılıyor mu?
Daha önemlisi, yıllar önce Kepez Kızıllı Mahallesi sakinlerinin Cumhurbaşkanlığı’na gönderdiği ve kamu arazilerinin korunmasına ilişkin ciddi iddialar içeren dilekçeler bu soruşturma dosyasına dahil edildi mi?
Bu soruların tamamı devletin kendi arşivine dayanan sorulardır.
Çünkü devletin hafızası unutmaz.
Bir evrak yıllarca rafta kalabilir. Bir müfettiş raporu yıllar sonra yeniden açılabilir. Bir kamu alacağı yıllar sonra tahsil edilebilir. Bir imza atıldığı gün unutulabilir. Ama devlet arşivinden silinmez.
Ben bu yazıda kimseyi peşinen suçlamıyorum. Kimsenin yerine hüküm kurmuyorum. Yaptığım şey, devletin kendi belgelerini yan yana koymak ve o belgelerin doğurduğu soruları kamu adına sormaktır.
Şimdi cevap verilmesi gereken sorular ortadadır:
Kütükçü dosyasındaki kamu alacağı tahsil edildi mi? Vefa Aybar’ın görevlendirilmesi hangi değerlendirmeye dayandı? Kumluca’daki okul ve pansiyon binası güvenli mi? Orman arazileriyle ilgili soruşturmanın kapsamı kimleri içeriyor? Kızıllı Mahallesi sakinlerinin yıllar önce yaptığı başvurular dikkate alındı mı?
Bu sorular cevaplanmadan bu dosyalar kapanmış sayılamaz.
Çünkü mesele yalnızca geçmişte atılmış imzalar değildir. Mesele kamu alacağıdır, kamu yatırımıdır, çocukların can güvenliğidir, orman arazileridir ve kamu görevlilerinin sorumluluğudur.
Devletin hafızası unutmaz.
Şimdi önemli olan, o hafızanın gereğinin yapılıp yapılmayacağıdır.
***
Bu yazıda yer verdiğim tüm sorular, resmi belgeler, yazışmalar ve kamuoyuna açıklanan bilgiler üzerinden oluşturulmuştur. İlgili kurumların ve adı geçen kişilerin yapacağı açıklamalara da aynı şekilde yer vermeye hazır olduğumu özellikle belirtmek isterim.
Yorumlar
Kalan Karakter: