"Bir bilene" sordum ANALİZ (1)
Reklam
Reklam
Ayla ÇEKİÇ

Ayla ÇEKİÇ

  • Instagram

"Bir bilene" sordum ANALİZ (1)

16 Eylül 2020 - 09:50

Türkiye’nin ve Antalya’nın gündemine oturan son ve sıcaklığını koruyan gelişmeler hakkında herkes bir şeyler yazıyor ve söylüyor. CHP İstanbul İl Başkanı’nın Atatürk demekten kaçınması, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek sonrası siyasi senaryolar hakkında söylenen ve yazılanlar gündemden düşmüyor. Söylenen ve yazılanlar siyasi cephelerin, anlayışların dili ile yazılıp söyleniyor. Böyle bir ortamda, bu konuların siyasi bakış açısı “dışında” nasıl değerlendirildiğini anlamak için, analiz kabiliyetine güvendiğim ve bugüne dek hiçbir şekilde siyasete bulaşmamış bir büyüğüme başvurdum. Kendisini bu konularda değerlendirme yapmaya ikna etmek için epey zorlandım. Söyleşimizin yazılmamasını rica ettiği bölümleri çıkararak, kısmen yayımlıyorum. Kendisinden, isim vermeden (X) olarak bahsetmemin tek nedeni, şu değerlendirmesidir; “…şimdi biz bunları yazıp söyleyince, bazı güç odakları, küçük hesap adamları, ellerinin altında bulundurdukları ve amaçları doğrultusunda yıpratıcı bir güç olarak kullandıkları (bugünün deyimiyle) “trollerini” üzerimize salacaklardır. Bu sinsi ve pusucu tipleri, iyi kötü tanırım. Açıkça karşı çıkarak fikirlerini beyan etmekten ve tartışmaktan aciz kişilerdir.  Böyle bir durumda, ezileceklerini de bilirler. Yöntemleri budur. Böyle bir durumda, trollerine cevap vermem. Ama, doğrudan ve adlarıyla, tahmin ettiğim faillere soru sorarım!”
Hürses olarak, kişilerin değil fikirlerin tartışılması gerektiğine inandığımız ve fikirlere karşı çıkamayan aciz kişilerin, kişi üzerinden fikirleri karalama yöntemine sıkça başvurduklarına bildiğimizden dolayı, söyleşiyi şimdilik isim belirtmeden yayımlıyoruz.
AYLA ÇEKİÇ: Sayın (x), öncelikle teşekkür ediyorum. Siyasi konularda yorum yapmaktan ısrarla kaçındığınızı yakinen bilenlerdenim. Sizi bu konularda konuşmaya ikna etmekte bir hayli zorlandım. Bu konulardan uzak kalma isteğinizde, nedenlerini bildiğim için anlayışla karşılıyorum. Ancak, üzerinde hassasiyetle durduğunuz, yoğun çaba gösterdiğiniz ve belki de ömrünüzü adadığınız Atatürk konusunda CHP’nin İstanbul İl Başkanı gibi önemli bir yetkilisinin ifadelerinin sizi çok üzdüğünü görüyorum. Bu konuşmayı yapmanıza neden olan şeyin de bu hassasiyet olduğunu konuşmalarımızdan anladım. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun beyanları konusunda ne düşünüyorsunuz?
X-Evet, gerçekten siyasetten yaşamım boyunca kaçındım. Karakterime uygun bulmadım siyaseti. Hiçbir zaman da bir partinin üyesi olmadım. Siyaset, insanları kategorize etmenin önemli bir aracı. Bense insanın bir şablona oturtulamayacağına inananlardanım. Tabii ki, her yurttaş gibi ben de ülkemizin gelişmesine katkıda bulunacağını düşündüğüm bir anlayışa sahibim. Bu, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yoldur. Bu açıdan sorunuza ilişkin düşüncelerimi paylaşmayı bir zorunluluk, bir görev olarak görüyorum. Ama, önce yaşananları hatırlayalım;
CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, internet ortamında yapılan Taksim Toplantıları'nın onur konuğu oluyor. Toplantı CHP'nin 97. Kuruluş yıldönümüne denk gelen 9 Eylül günü gerçekleştiriliyor. Sayın Kaftancıoğlu Yaklaşık 1,5 saatlik konuşmasında Atatürk'e atfen üç kez ‘Gazi Mustafa Kemal’ ismini kullanıyor. Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi, Mustafa Kemal Gençlik Vakfı kurucu üyesi ve 1995-1999 TBMM Başkan Vekili olan Uluç Gürkan, Kaftancıoğlu'na ‘Atatürk adını kullanmamak tercihiniz mi’ diye soruyor.
Kaftancıoğlu'nun yanıtı şöyle; “Kişilerin isimlerinden söz ederken, belirli alışkanlıklarla bunların özel atıflarla kategorize edilmesine karşıyım.
Yıllardır kullandığım gibi bu şekilde ifade etmek, kendimi ait hissettiğim bir ifade olduğu için tercih ediyorum.”
Bu cevap, ya bir bilgisizlik veya bilinçli saptırma isteğinin sonucudur. Ben, SN. Kaftancıoğlu’na tarihi gerçekliği hatırlatayım;
“Gazi Mustafa Kemal'e ‘Atatürk’ soyadı TBMM'de 24 Kasım 1934 tarih ve 2587 sayılı kanunla verildi. Nüfus cüzdanının ‘Adı’ hanesinde ‘Kemal’, ‘Soyadı’ hanesinde ise ‘Atatürk’ yazmaktadır. Yani, ortada Sn. Kaftancıoğlu’nun ifade ettiği gibi Atatürk’e “özel bir atıf” ve/veya O’nun “kategorize edilmesi” söz konusu değildir. Kaftancıoğlu’na sadece Canan diyebilir miyiz? Ondan bahsederken, diğer Canan’lardan ayırarak, Canan Kaftancıoğlu diyoruz. Atatürk de üstelik kendisinin seçimi sonucunda değil, TBMM’nin kanunla verdiği bir soy adına sahiptir. Hukuku savunuyorum diyorsunuz, ama kanunu “özel bir atıf”, “kategorize etmek” olarak tanımlıyor, “yok” sayıyorsunuz! Ne oldu, kişinin hukuku? Kaftancıoğlu, ya tarihi bilmemekte ya da amacı için bilmezden gelmektedir. İşte bu amaç, bizce malumdur; Kaftancıoğlu, emperyalist projeler için,” bütünüyle uygun, elverişli” biridir. Halk deyimiyle; BİÇİLMİŞ KAFTAN’dır.
 
AYLA ÇEKİÇ: Nasıl bir emperyalist projeden bahsediyorsunuz? Kaftancıoğlu hangi amacın  “biçilmiş kaftanı” ?
 
X:Prof. Condoleezza Rice(Amerikan Ulusal Güvenlik Danışmanı)  tarafından kaleme alınan makalede geçen cümleyi hatırlayınız; "Ortadoğu'da 22 ülkenin sınırları değişecek, buna Türkiye de dahil" ! Büyük Orta Doğu Projesi (BOP)’un amacı buydu, halen de bu! Amerikalılar, Türkiye’nin bu bölünme haritasını bizim subayımıza da göstermişler ve vatansever subayımızın tokat gibi davranışıyla cevabımızı da öğrenmişlerdi. Dün BOP eş başkanlığı havucuyla yapmak istediklerini, bu gün kültürel açıdan bölünmüşlük izlenimi veren ülkemde, bu kez “demokrasi şalı” ile yapmaya çalıştıkları görülmüyor mu? Dikkat edin, her iki yolun da üzerinde uzlaştıkları bir vazgeçilmezleri var; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü millet hafızasından silmek, silemiyorlarsa “kendilerince” küçültmek! “YENİ TÜRKİYE” ve “YENİ CHP” … Bir elmanın, iki yarısı…Yeni dediklerindeki yenilik ise; GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ ün “olmadığı” bir Türkiye’dir. O, artık sadece bir subay, Mustafa Kemal’dir. TÜRK yoktur! Atatürk, giysilerinden soyulmak isteniyor, kendi “Kaftan’ını giydirmek istiyor ona, Kaftancıoğlu. Türk denilince, birileri “inciniyor” çünkü ve iktidar olabilmek için “onların” (da) oylarına ihtiyaçları var “bunların… Cumhuriyetin, vatandaşlık bağı üzerinden tanımladığı Türk tarifini, oy uğruna eskite eskite bu noktalara getirdiler ve artık bunu tartışıp değerlendirme iklimini de yok ettiler.
Emperyalizm, çıkarlarına uygun olan hedeflerinden biz zor kullanmazsak vazgeçer mi? İşte, güneyimizde kurdular 2. İsrail’i. Bu açık amacında emperyalizmin karşısına dikilecek yegane güç, tarihi gerçeklikle sınanmış, bu mücadeleyi daha önce vermiş ve başarıya ulaşmış  Mustafa Kemal anlayışıdır.
 
Bu direnci kırmak için, Atatürk adını millet hafızasından silmeye çalıştıkları açık…
Emperyalizmin ideologları da yıllardır bunu söylüyor, yazıyor; Graham Fuller ve Paul Henze, 1980'li yıllardan itibaren, "Atatürkçülük ölmüştür. Ulus devletler dönemi bitmiştir. Türkiye, Osmanlı gibi çok kültürlü, çok dinli ve çok ırklı bir yapıyı benimsemelidir. Bunun için en iyi yol Ilımlı İslâm'dır. Etnik kimlikler kendilerini ifade edebilmelidir" diye yazmadılar mı?
İşte, Kaftancıoğlu gibiler, bu emperyal projenin aparatları olarak Atatürk ismini ağızlarına almaktan kaçınıyorlar. Aksi takdirde, emperyalizm bunları “Türkiye’de iktidar veya iktidar ortağı” yapmaz! İktidar olabilmek için, içeride de Atatürk’ün Kültür Ulusçuluğundan rahatsız olan kesimlerin oylarına ihtiyaçları var ve bunun doğal sonucu olarak Atatürk adını ağızlarına almaktan kaçınıyorlar. Geçmişte örnekleriyle karşılaştığımız ve kendileriyle ilgili acı hatıralarımız olan Mehmet Altan, Doğu Ergil, Murat Belge türünden, sırtlarını batıya dayamış, liberal solcu taslakları ile karşı karşıyayız yeniden. Onlar da bir dönem partnerleriyle birlikte Atatürk karalaması uğraşındaydılar.
Zamanında, Ortaokullarda ders kitabı olarak hazırlanan Medeni Bilgiler kitabında, Atatürk Ulusu şöyle tanımlamıştı:” Ulus, dil, kültür ve ülkü birliği ile birbirine bağlı vatandaşların oluşturduğu siyasal ve sosyal topluluktur.”
Emperyalizmin, Türkiye’yi bölme aracı haline getirilmiş Kürt Milliyetçiliğinin oylarını alarak iktidar düşleri görüyorsanız, Atatürk’ü yok saymak, O’nu Yunan ile savaşmış bir komutan derekesine indirmek zorundasınız ve Canan Kaftancıoğlu gibiler, işte aynen bunu yapıyorlar.
Bu aynı zamanda, 275 yılında Papa 1.Benedict’ten bu yana sürdürülen Türk düşmanlığı ve Türk’ü Anadolu’dan silme projesinin de bir parçasıdır.
 
 
Çok yol kat ettiler ama göreceğiz, başarabilecekler mi?
 
AYLA ÇEKİÇ: Siz CHP’nin bu anlayışa teslim olduğunu mu düşünüyorsunuz?
 
X: Hayır, hayır. Asla! Kökleri Kuvva-yi Milliye olan, Atatürk’ün en önemli iki eserinden biri olarak tanımladığı CHP’yi teslim almak o kadar kolay mı? Sn. Kaftancıoğlu’nun sözlerine bazı milletvekillerinin tepki gösterdiğini okudum. Ama, şunu da görüyoruz; YENİ CHP olarak tanımladıkları partiyi tarihi köklerinden koparmak ve emperyalistlerin bir aparatı haline dönüştürmek isteyenler, her geçen gün tepeden aşağıya, il örgütlerine kadar korunup, seçilip, arkalanıp güç kazanıyorlar. Atatürkçüler YENİ CHP’nin tabanına “HAPSEDİLMİŞ” durumda.
Emperyalizmin projesi, YENİ CHP’nin sadece “iktidarın bir ortağı” olmasıdır, İktidar olması değil. YENİ CHP’nin bazı Yöneticileri bu planı göremiyorlarsa, onlarla birlikte, kendilerinden önce bu planların parçası olanlara da Atatürk’ün 1927 yılında gençliğe hitabı hatırlatılmalı; “… memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr-u zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.”
 
Gençliğe hitabenin, öncesini ve sonrasını yeniden okusunlar!
 
AYLA ÇEKİÇ: Bu söyledikleriniz AKP dururken, CHP’ye muhalefet ve eleştiri olarak değerlendirilecektir.
 
X- Kimler tarafından? CHP’de Atatürk adını anmaktan sıkıntı duyanlar mı var? Atatürk devrimlerine inanmayan, Atatürk’ün Ulus tanımından şikayet edenler mi var? Karşı devrimin unsurları mı yuvalanmış Atatürk’ün partisine? AKP’nin, Gazi Mustafa Kemal deyip Atatürk diyemediği dönemlerde de biz bunları yazıyor, söylüyorduk. Eşyalarının tabiatı gereği karşı olanlar, artık Atatürk derken, Atatürk’ün kurduğu partinin mensupları mı lügatlerinden çıkarıyorlar Atatürk’ü? Emperyalizm, “at değiştiriyor” demektir bu!
 
AYLA ÇEKİÇ: Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in rahatsızlığı sırasında kendisinden sonra kim Belediye Başkanı olsun şeklinde bazı toplantılar ve kulis faaliyetleri yapıldığı yolundaki haberleri izlemişsinizdir. İlk hissettikleriniz ne oldu?
 
X- Mide bulantısı. İğrenme. Az önce bahsettiğim kültürel kodlarınızı, ilkelerinizi kaybettiğinizde varacağınız yer burasıdır. Atatürk yoksa, sizi siyasette bir limana bağlı tutacak halat da kopmuştur. Açık denizde savrulan bir kayığın içindesiniz sadece. Her ne olursa olsun iktidar, nasıl olursa olsun iktidar anlayışı ile sadece talan peşinde koşan bir güruha sahip olabilirsiniz. Omurgasızlar topluluğu.
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum