Antalya Ticaret ve Sanayi Odası seçim sathına girdi. Adaylar sahaya çıkıyor, kulisler hareketleniyor, Antalya iş dünyası yeni dönemde ATSO’nun kim tarafından yönetileceğini konuşuyor.
Bugün itibarıyla üç resmi aday var: ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Öz, merhum ATSO Başkanı Ali Bahar’ın kardeşi Berkay Bahar ve ATSO’nun eski başkanı Davut Çetin.
İlk bakışta üç aday, üç farklı yol, üç ayrı siyasi hat varmış gibi görünebilir. Ama fotoğrafa yakından bakınca gerçek çok başka. Çünkü bu üç isim de ATSO’ya yeni bir başlangıç duygusu vermiyor. Biri mevcut yönetimin içinden geliyor, biri merhum başkanın kardeşi olarak sahaya çıkıyor, biri de zaten ATSO’nun eski başkanı.
Yani Antalya iş dünyasının önüne yeni bir hikâye değil, geçmişin yeniden düzenlenmiş hali konuluyor.
Bu fotoğrafı anlamak için adayların yalnızca kim olduğuna değil, nasıl sahaya çıktığına bakmak gerekiyor.
Hatice Öz, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına aday olduğunu açıkladı. Fakat daha ilk adımda ciddi bir hata yaptı. ATSO gibi Antalya’nın en önemli kurumlarından birinin başkanlığına aday olan bir isim, adaylığını birkaç dakikalık sosyal medya videosuna sıkıştıramaz.
Böyle bir aday Antalya basınının karşısına çıkar. Gazetecileri davet eder, neden aday olduğunu anlatır, ATSO için nasıl bir vizyon ortaya koyduğunu açıklar ve en önemlisi sorulara cevap verir. Çünkü basının karşısına çıkmak sadece görünürlük sağlamak değildir; hesap vermeye hazır olduğunu göstermektir.
Hatice Öz bunu yapmadı. Bir stüdyoya girdi, adaylık videosu çekti, bunu Instagram’dan yayınladı. Ardından yüksek erişimli sosyal medya sayfaları üzerinden duyuru yapılmaya çalışıldı. Bir gün sonra telefon listelerine SMS gönderildi, SMS’inaltına da Instagram’daki adaylık videosunun linki eklendi.
Yani Antalya basını yok sayıldı. Gazeteciler yok sayıldı. Soru soracak insanlar yok sayıldı.
Bu basit bir iletişim tercihi değildir. Bu, kurumsal ağırlığı okuyamama meselesidir. Bu, siyasi cesaret meselesidir. ATSO gibi köklü bir kurumun başkanlığına aday olan bir ismin, Antalya kamuoyunun karşısına çıkmak yerine Instagramvideosu ve SMS mesajıyla adaylık duyurması, daha ilk günden yanlış bir başlangıçtır.
Üstelik mesele bununla da sınırlı değil. Antalya kulislerinde Hatice Öz’ün adaylığının arkasında, son yıllarda girdiği seçimlerde başarı üretemeyen, kaybeden hamleleriyle anılan bir ismin etkili olduğu konuşuluyor. Bazı çevrelerin “kaybedenler kulübünün başkanı” diye tarif ettiği bu siyasi gölge, Hatice Öz’ün daha ilk günden kendi adaylığından çok arkasındaki aklı tartıştırmasına neden oldu.
Kılavuzu yanlış seçerseniz yolun sonunu da yanlış okursunuz. Halkın sözüyle söyleyelim: Kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz. Hatice Öz, ATSO gibi güçlü bir kurumun başkanlığına kendi iradesiyle, kendi vizyonuyla, kendi sözüyle çıkmalıydı. Oysa daha adaylığını anlatamadan, “kimin adayı” olduğu tartışılmaya başlandı.
Bu tabloya bir de Şebnem Bahar’ın desteği eklendi. Merhum ATSO Başkanı Ali Bahar’ın eşi Şebnem Bahar, Hatice Öz’ün adaylık videosunun altına yorum yaparak desteğini açıkça gösterdi. İlk bakışta sıradan bir destek mesajı gibi görünebilir. Ama ATSO kulislerini bilenler açısından bu destek, yalnızca Hatice Öz’e verilmiş bir destek olarak okunmuyor.
Çünkü bu destek, Ali Bahar dönemindeki bazı eski yakınlıkların, eski ittifakların ve eski siyasi hesapların bugün yeniden hareketlendiği şeklinde yorumlanıyor. 2022 seçimlerinde Ali Bahar’ın yanında yer alan, o dönem zafer fotoğraflarında çok yakın görüntüler veren isimlerin bugün Hatice Öz hattında yeniden karşımıza çıkması tesadüf gibi durmuyor.
Liderlik en zor anda belli olur. Kolay zamanda herkes konuşur. Asıl mesele zor zamanda kimin neyi savunduğu, kimin hangi kaygıyla geri çekildiğidir.
Berkay Bahar’ın adaylığıyla ilgili bir başka tartışmalı nokta da burada ortaya çıkıyor. ATSO kulislerinde Berkay Bahar’ın adaylığının çok duygusal, hatta fazlasıyla romantik bir gerekçeye dayandığı konuşuluyor.
Anlatılan gerekçe şu: Berkay Bahar’ın ATSO Başkanı olmak, sonra da ağabeyi Ali Bahar’ın mezarına gidip “Bak abi, senin yarım bıraktığın işi ben tamamladım, ATSO Başkanı oldum, emanetine sahip çıktım” diyebilmek istediği söyleniyor.
Bir kardeşin ağabeyine duyduğu sevgi elbette insani olarak anlaşılabilir. Ama ATSO Başkanlığı, mezar başında söylenecek bir cümle için istenecek makam değildir. ATSO Başkanlığı kişisel yasın, aile içi tamamlanma arzusunun ya da romantik bir miras duygusunun makamı değildir. Burası Antalya ekonomisinin, ticaretin, sanayinin, turizmin, tarımın ve kentin geleceğinin temsil makamıdır.
Bu makam, “ağabeyimin yarım bıraktığını tamamlayacağım” duygusuyla değil, “Antalya’nın önüne yeni bir ekonomik akıl koyacağım” iddiasıyla istenir.
Zaten Mavi Grup’taki çözülme de buradan başlıyor. Rahmetli Ali Bahar’ın etrafında oluşan Mavi Grup bugün Berkay Bahar’ın etrafında toparlanmış değil. Aksine dağılıyor.
Hatice Öz, Ali Bahar’la aynı yönetimde görev yapmasına rağmen Berkay Bahar’ın arkasında durmak yerine kendi adaylığını açıkladı. Daha çarpıcı örnek ise Hakan Pakalın. Ali Bahar’a yakın isimlerden biri olarak bilinen, ATSO yönetiminde önemli pozisyonda bulunan Hakan Pakalın bugün Berkay Bahar’ın yanında değil; Davut Çetin’in yanında.
Mavi Grup’un önemli isimlerinden bazılarının Ali Bahar’ın öz kardeşini desteklemek yerine Ali Bahar’ın en sert siyasi rakibi olarak bilinen Davut Çetin’in yanında saf tutması sıradan bir tercih değildir. Bu, Mavi Grup’un Berkay Bahar’a güvenmediğinin işaretidir. Bu, “Ali Bahar’ın kardeşi olmak yetmez” cümlesinin sahadaki karşılığıdır.
Gelelim Davut Çetin’e.
Davut Çetin, Kırmızı Liste’nin adayı. ATSO’nun eski başkanı. Bugün üç aday arasında en güçlü aday gibi gösteriliyor. Hatta bazı çevreler onun kazanacağı algısını şimdiden inşa etmeye çalışıyor.
Ancak Davut Çetin dosyasında da ciddi bir zayıflık var. Çünkü Davut Çetin’in 2022’deki gücü yalnızca kendi kişisel ağırlığından ibaret değildi. O seçimde arkasında güçlü bir siyasi zemin vardı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in desteği, CHP hattındaki siyasi ağırlık ve belediye gücünün sahadaki etkisi Davut Çetin’e ciddi avantaj sağlıyordu.
Ama bugün aynı tablo yok. Muhittin Böcek’in adı ağır bir yargı süreciyle anılıyor. CHP’nin Antalya’daki etkisi eski bütünlüğünde değil. Parti içi dengeler karışık. Siyasi zemin dağınık. Davut Çetin’in 2022’de yaslandığı belediye gücü ve siyasi rüzgâr bugün aynı şekilde arkasında durmuyor.
Daha açık söyleyelim: Davut Çetin’in güvendiği dağlara kar yağdı.
Davut Çetin bugün 2022’deki siyasi desteğe sahip değil. CHP hattı eski gücünde değil. Muhittin Böcek faktörü avantaj olmaktan çok yük haline gelmiş durumda. AK Parti cephesinden destek alması ise siyasi kimliği ve geçmiş ilişkileri nedeniyle kolay görünmüyor.
Ama şu da bir gerçek: Mavi Grup dağılmışsa, Berkay Bahar kendi etrafında güven üretememişse, Hatice Öz adaylık açıklamasında bile basını yok sayarak yanlış başlamışsa, Davut Çetin bu dağınıklığın içinden en organize görünen aday olarak öne çıkar.
Yani Davut Çetin çok güçlendiği için değil; karşısındaki yapı dağıldığı için güçlü görünüyor.
ATSO’da karşımıza çıkan tablo, bir adayın yükselişinden çok, bir kurumun yeni lider çıkaramamasının tablosudur.
Bütün bunların sonunda geriye tek bir acı gerçek kalıyor: ATSO yeni bir lider çıkaramıyor.
Koskoca Antalya Ticaret ve Sanayi Odası. 144-145 yıllık köklü bir kurum olduğunu her fırsatta söyleyen, Antalya’nın en büyük sivil toplum örgütüyüz diye övünen, Antalya iş dünyasının lokomotifiyiz diye kendini tarif eden bir camia. 2026 yılına gelmişiz ve bu kurumun başkanlık yarışında konuştuğumuz tabloya bakın: Merhum başkanın kardeşi, merhum başkanla aynı yönetimde görev yapmış bir isim, ATSO’nun eski başkanı.
Yeni kim var? Yeni fikir nerede? Yeni lider nerede? Yeni ekonomik program nerede? Antalya iş dünyasını 2030’lara, 2040’lara taşıyacak yeni kadro nerede? Yok.
Antalya gibi bir şehirde; turizmiyle, ticaretiyle, sanayisiyle, tarımıyla, limanıyla, ihracatıyla, markalarıyla, genç girişimcileriyle bu kadar büyük potansiyele sahip bir kentte ATSO camiasının hâlâ yeni bir lider çıkaramaması büyük bir ayıptır.
Bu seçim yeni bir başlangıç seçimi değil. Bu seçim, geçmişin farklı parçaları arasında yapılacak bir tercih seçimi. Antalya iş dünyasının önüne bir vizyon sandığı değil, mecburiyet sandığı konuluyor. Görünen o ki ATSO üyeleri bu seçimde iyinin en iyisini değil, kötünün iyisini seçmek zorunda bırakılacak.
Antalya’nın ihtiyacı bu değil. Antalya’nın ihtiyacı yeni bir lider, yeni bir akıl, yeni bir cesaret ve yeni bir ekonomik vizyon. Ama ATSO camiası bunu üretemedi.
Bu yüzden bugün ATSO seçimlerinde asıl soru “kim kazanacak” sorusu değildir. Asıl soru şudur: Antalya iş dünyası, neden hâlâ kendi içinden yeni bir lider çıkaramıyor?
Çünkü bu soruya cevap verilmediği sürece, kim başkan olursa olsun ATSO’da değişen şey yalnızca isim olur. Anlayış değişmez. Fotoğraf değişmez. Kader değişmez.
Ve Antalya iş dünyası, geleceği konuşmak yerine geçmişin içinden birini seçmeye devam eder.
Yorumlar 1
Kalan Karakter: